Site icon TeknoMaris

İnsan Neden Kendini Sürekli Başkalarıyla Kıyaslar?

İnsan Neden Kendini Sürekli Başkalarıyla Kıyaslar

İnsan neden kendini sürekli başkalarıyla kıyaslar sorusu, aslında modern hayatın en görünmeyen ama en etkili psikolojik döngülerinden birine işaret eder; çünkü kişi çoğu zaman bunu bilinçli olarak yapmaz, bu kıyaslama hali neredeyse otomatik bir refleks gibi çalışır. Bir ortama girildiğinde, birinin başarısı görüldüğünde ya da sosyal medyada bir hayat kesitiyle karşılaşıldığında zihin hemen devreye girer ve “ben neredeyim?” sorusunu sormaya başlar. Bu durumun temelinde insanın kendini anlamlandırma ihtiyacı vardır; çünkü insan, kendi değerini çoğu zaman tek başına ölçemez ve bir referans noktası arar. Bu referans noktası da genellikle diğer insanlardır. Samsun psikiyatri alanında da sıkça karşılaşılan bu durum, özellikle özgüvenin dış kaynaklara bağlı olduğu kişilerde çok daha belirgin hale gelir.

Kıyaslama davranışı aslında tamamen olumsuz bir şey değildir. Doğru kullanıldığında motive edici olabilir, kişiye yön verebilir ve gelişim için bir itici güç oluşturabilir. Ancak problem, bu kıyaslamanın kontrolsüz ve sürekli hale gelmesidir. Çünkü insan kendini kıyaslarken genellikle objektif davranmaz; kendi zayıf yönlerini başkalarının güçlü yönleriyle karşılaştırır. Yani biri sadece sonuca bakarken, kendi sürecini, çabasını ve koşullarını göz ardı eder. Bu da doğal olarak yetersizlik hissini besler. Örneğin birinin başarısını gördüğünde, onun arka planını, yaşadığı zorlukları ya da sahip olduğu avantajları bilmeden sadece sonucu üzerinden değerlendirme yapar. Bu tür bir kıyaslama, gerçeklikten çok algıya dayanır ve zamanla kişinin kendine olan bakışını bozar. Samsun psikiyatri pratiğinde bu durum, özellikle değersizlik hissi ve tatminsizlik yaşayan kişilerde sıkça gözlemlenir.

Bir diğer önemli nokta ise sosyal medyanın bu döngüyü ciddi şekilde hızlandırmış olmasıdır. Eskiden insanlar kendini sadece yakın çevresiyle kıyaslarken, bugün yüzlerce hatta binlerce insanın hayatına aynı anda maruz kalıyor. Üstelik bu hayatlar genellikle süzülmüş, düzenlenmiş ve en iyi anlardan oluşan bir vitrin gibi sunuluyor. İnsan bunu fark etse bile, zihinsel olarak etkilenmemek çok kolay değildir. Çünkü beyin gördüğünü gerçeklik olarak kabul etme eğilimindedir. Bu da kişide “herkes bir şeyleri başarmış, ben geride kalmışım” hissini tetikler. Oysa gerçekte karşılaştırılan şey iki farklı hayat değil, birinin tüm gerçekliği ile diğerinin seçilmiş anlarıdır. Samsun psikiyatri açısından bakıldığında, bu durumun uzun vadede kaygı düzeyini artırdığı ve kişinin kendine yönelik memnuniyetini azalttığı görülür.

Kıyaslamanın bir diğer nedeni de insanın belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmasıdır. İnsan, hayatının ne kadar iyi ya da kötü olduğunu anlamak ister ve bunun için de bir ölçüt arar. Ancak içsel bir ölçüt geliştirmemişse, bu ölçütü dışarıda aramaya başlar. Yani kişi kendi değerini, başarısını ya da yeterliliğini kendi kriterleriyle değil, başkalarının durumuna bakarak belirler. Bu da kişiyi sürekli değişen bir zemine mahkûm eder. Çünkü her zaman senden daha iyi görünen biri olacaktır. Bu durumda kişi ne yaparsa yapsın yeterli hissetmez. Samsun psikiyatri yaklaşımında burada hedef, kişinin kendi iç referans sistemini oluşturabilmesidir; yani kendini başkalarına göre değil, kendi gelişimine göre değerlendirebilmesi.

Sürekli kıyaslama yapan kişilerde zamanla belirgin bazı düşünce kalıpları oluşur. “Ben yeterince iyi değilim”, “geç kaldım”, “herkes benden daha başarılı” gibi düşünceler giderek otomatik hale gelir. Bu düşünceler gerçeklikten çok zihnin yorumudur ama kişi bunları sorgulamadıkça gerçek gibi hissetmeye başlar. Bu da motivasyonu düşürür, ertelemeyi artırır ve kişinin potansiyelini kullanmasını zorlaştırır. Yani ironik bir şekilde, kıyaslama davranışı kişiyi geliştirmek yerine geriye çeker. Samsun psikiyatri alanında bu döngü, bilişsel çarpıtmalar üzerinden ele alınır ve kişinin bu otomatik düşünceleri fark etmesi sağlanır.

Sonuç olarak insanın kendini başkalarıyla kıyaslaması tamamen ortadan kaldırılması gereken bir durum değildir, ancak kontrol altına alınması gerekir. Çünkü kıyaslama, doğru kullanıldığında yol gösterici olabilir ama kontrolsüz olduğunda kişinin kendine zarar veren bir alışkanlığa dönüşür. Burada önemli olan, kıyaslamanın yönünü değiştirmektir. Başkalarıyla kıyaslamak yerine, kişinin kendini kendi geçmişiyle kıyaslaması çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Dün olduğun yer ile bugün olduğun yer arasındaki farkı görmek, gerçek bir gelişim hissi yaratır. Samsun psikiyatri perspektifinde de amaç, kişinin dış referanslara bağımlı olmadan kendini değerlendirebilmesi ve kendi iç dengesini kurabilmesidir. Çünkü insan, kendini doğru yerde konumlandırabildiğinde başkalarının nerede olduğu artık eskisi kadar belirleyici olmaz.

Exit mobile version